26 Nisan 2016 Salı

BEBEKLE MÜNİH...


     Miniğin ilk yurt dışı deneyimi Almanya ile oldu. Münih'e gittiğimizde minik kelebeğimiz tam 23 aylıktı. Daha önceden yazdığım ağlama krizlerimiz ne yazık ki tam da Almanya tatilimize denk gelmişti. Yer değişimi, uykusuzluk, yeme alışkanlığının değişmesi sanırım en büyük etken oldu. Münih'e yolculuğumuz sıkıntılı geçmişti ve ilk günümüz de epey bir yorucu geçti, ancak sonraki günler minik ortama daha çok alıştı ve gezmenin tadını çıkarmaya başladı:) Aşağıda Münih'e gidecekler için bebekle yaptığımız kısa tatil notlarımız var. Bebeğiniz yoksa ve zamanınız varsa tabi daha çok şeyler yapabilirsiniz.

MÜNİH NOTLARI: 

30 Mart 2016 Çarşamba

BEBEKLE YURTDIŞI:)

   
   

     Minik kelebeğimizle iki hafta sonra tekrar bir yurtdışı planımızı yaparken, onunla ilk defa başka bir ülkeye giderken nelere dikkat etmiştik, yanımıza neler almıştık onları düşündüm ve benim gibi plan yapan annelere deneyimlerimi aktarmak istedim:) Onunla ilk yurtdışı deneyimimiz 1,5 yaşındayken, geçen yaz oldu. Epey bir tedirgindik. Acaba uçakta nasıl oyalarız, orada bir şey olursa ne yaparız, yanımıza neler almalıyız, v.b. Neredeyse iki-üç ay bu tatil için planlar yaptık, liste hazırladık. Şimdi biraz daha rahatız, iki hafta sonra gideceğiz ama daha hiç bir plan yapmadık:)
    Tatili ayarlarken sanırım en önemli şey bebeğin hasta olma olasılığına karşı tedbirler almanız. Biz gitmeden önce doktorumuza gidip gerekli ilaçları yazdırdık ve yanımıza aldık. En önemlisi ateş düşürücü, ishal ilaçları ve ağrı kesici sanırım... Biz 3 ülkeye gidecektik, o yüzden yanımıza kendimiz için en hafif bavulu hazırlamaya çalıştık. Miniğin çantası epey bir yoğun olacağından elimizde pek eşya olsun istemedik. Kısaca bir liste vermek gerekirse, aşağıda yazdıklarımı yanımıza aldık ve hepsi de gerçekten çok yararlı oldu:

16 Mart 2016 Çarşamba

2 YAŞ... KRİZLER.. KRİZLER...

Uzun süreden beri yazamıyordum ve geçen gün tekrar oturup bu iki yılda yaşadıklarımızı bir toparlamam gerektiğine karar verdim. Minik kelebeğin sadece iki yıl önce dünyaya geldiğini düşünürsek gerçekten epey bir yol katetti:) Şu anda bazen bu canavarın iki yıldır sadece bizimle olduğuna inanamıyorum ve kızacağım zamanlarda kendime "o daha iki yaşında" diye hatırlatma ihtiyacı hissediyorum... Ne garip ki insan yaşadığımız o kriz zamanlarında onun yaşını unutuyor.

Minik kelebeğimiz konuşma becerisini biraz erken elde etmiş oldu. 20 aylıkken dört kelimeyi bir araya getirmişti ve onun dışında neredeyse tüm derdini anlatabiliyordu. Neredeyse doğduğu ilk aylardan itibaren ona hep kitap okudum, konuşurken gözlerinin içine bakıp kelimeleri tek tek hecelemeye çalıştım. Sürekli şarkı söyledim ve hikayeler anlattım. Tüm bunların kızımızın erken dil gelişiminde etkili olduğunu düşünüyorum. Tabi bir de kızlar erkek bebeklere göre daha erken konuşuyor derler... 21. aydan itibaren fiilleri doğru zamana göre (geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman) kullanmaya başladı ve kelimelere doğru takılar getiriyordu (annecim babama gitmek istiyorum, kitapta bir resim gördüm, vb.)

İki yaşına girdiğinde minik kelebek karmaşık cümleler kurmaya başlamıştı. Bazen öyle şeyle söylüyor ki sanki içine koca bir kız çocuğu girmiş gibi...

                                           
Ancak dil gelişimi bu kadar güzel giderken ne yazık ki yaşadığımız krizler ve ağlamalar bizi erkenden yormaya başladı. "Terrible twos" dedikleri iki yaş krizlerine bir buçuk yaşında girdik sanırım. Gereksiz ağlamalar, tepinmeler, bağırmalar ve inatlaşmalar... Kimliğini bulmaya çalışan bebek ne yazık ki bir yandan da ebeveynlerinin sabır katsayısını deniyor. Allah'tan her gün böyle değil ama ne zaman krizin geleceği konusunda uzun bir süre korku yaşadık:) Bir yandan her istediğini yapmayacağız diyoruz bir yandan da sonunda bizi beklemeyen ve hiç bitmeyecek gibi gelen ağlama krizlerine dayanamıyoruz. Kıyamamak değil ama belli bir süre sonra sizin de sinirleriniz buna katlanamıyor sanırım çünkü ağlamasının boş yere olduğunu ve sırf bir inat uğruna olduğunu görüyorsunuz. Ama sanırım çoğu kriz zamanlarında o galip geliyor. Bir makaleden okuduğuma göre çocuk 3,5-4 yaşına gelmeden kuralları anlayamazmış. O yüzden siz ona ne kadar ceza da verseniz nedenini bir türlü algılayamıyor ve bu yüzden de sürekli aynı şeyi yapıyor zaten. Bizimkisi yere bardağından su döküyor, ardından "özür dilerim bi daha yapmıcam" diyor, ve bardağı verdiğimizde iki dakika sonra aynı şeyi yapabiliyor... O yüzden de bu iki yaş krizleri ebeveynler için daha bir yorucu oluyor. Uzmanların bazıları ağlama krizleri geldiğinde onun güvende olduğundan emin olduktan sonra yalnız bırakmanızı ve ağlaması geçtikten sonra yanına gitmenizi öneriyor. Ben de çoğunlukla "ağladığın sürece ben mutfakta olucam" gibi şeyler söylüyorum ve odasından çıkıyorum. Evet bir süre hala ağlamaya bağırmaya devam ediyor, beni takip ediyor diğer odalara kadar... Ancak ben ilgilenmediğimde bir süre sonra susuyor. Tabi bu kolay olmuyor... Diğer bir yol da daha krizin başındaysa (bunu tecrübe kazandıktan sonra yapabildik) ilgisini başka yöne çekmek. Saçma şeylerle ilgisini dağıtabilirsiniz. Mesela bizimki bir kriz anında "pirinç ayıklayalım mı?" gibi o an bize epey bir saçma gelen ama ona ilginç gelen bir teklife olumlu yanıt verdi ve sakinleşti:) Ancak burada önemli olan o kriz şiddetlenmeden önce ilgisini dağıtmak çünkü bazen öyle ağlıyor gözü hiç bir şey görmüyor. Konuşması tamamen çelişkilerle dolu oluyor (annem gelsin, annem gitsin, dedem beni alsın dedem beni bıraksın, vb.)

Okuduğum her yerde annelerin sakin ve sabırlı olmaları yazıyordu ve ben de bu kadar abartılacak ne olabilir diyordum ancakk... bazen sabrımın tükendiğini hissediyorum. O zamanlarda en iyisi başka bir yere gitmek sanırım çünkü ona bağırmak hiç bir şeyi düzeltmiyor aksine o daha da bağırıyor...Şimdi iki buçuk yaşına geldik, ancak krizlerimiz geçmedi. Ara ara devam ediyor. Sanırım işte olduğumuz için de bize biraz kızıyor ve geldiğimizde bizi bir şekilde cezalandırıyor. Doktorumuz bu krizlerin bazı çocuklarda 5 yaşına kadar ara ara devam ettiğini söyledi:( Bilemiyorum ama anne baba olmak gerçekten emek ve sabır gerektiriyormuş...





Resim: naijahousewives.com

11 Haziran 2015 Perşembe

DİL ALTI- DUDAK BAĞI


     Eve geldikten sonraki ilk günler hep emzirme derdi ile geçti. Bebişimiz bir türlü tam olarak kavrayamıyordu. Meğerse dil altı ve dudak bağı varmış. Dil altı bağını, ilk kontrole gittiğimizde doktor söyledi ama önemli bir şey değil dedi. Konuşmaya bir etkisi olmaz diye ekledi. Tabi bizim aklımıza hemen takıldı ve eve gelince İngilizce sitelerden de hemen araştırmaya başladık.

13 Mayıs 2015 Çarşamba

BİR GÜZ DOĞUMU...


     Sonunda beklenen gün gelmişti:) Tam 40 hafta sabırla ve itinayla geçtikten sonra bir güz sabahı bebişimize kavuşmak için hastane yollarına düştük. Cihangir Bey sabah saatlerinde sezeryan tercih ettiği için sabahın 4'ünde kalkıp 5'inde yola çıktık. Evimiz HRS'ye uzak olduğu için biraz erken çıkmak zorunda kaldık. Saat tam 6'da hastanede olun demişti doktor. Bir gece öncesinde ne eşim ne de annemler uyuyabilmişler. İlginçtir ki ben mışıl mışıl uyudum. Sadece biraz geç yattım; son hazırlıklar biraz uzun sürdü. Bebeğimin güncesini doldurup doğum öncesi düşüncelerimi yazdım. Bavulları son kez kontrol ettim. Eve yatılı gelecek olan misafirler için son hazırlıkları kontrol ettim. En son ılık bir duş alıp, saçımı yapıp yattım. (Bu arada ojelerimi çıkardım- sezeryanda oje olmaması gerekiyor). Sabah kalktım, hazırlandıktan ve hafif bir makyaj yaptıkan sonra bebişin beşiğinin yanında hamile olarak son kez resim çektirdim:) ve eve bebişimle girmek üzere yola çıktık...

30 Aralık 2014 Salı

HASTANE HAZIRLIKLARI...

     36. haftadan sonra artık bavulunuzu hazırlama vakti geliyor... 36. haftadan itibaren doğuma kadar her hafta NST'ye bağlandım. Her doktora gidişimiz heyecan doluyudu bizim için; acaba bu hafta geliyor mu yoksa daha çok mu var... Her kasılma sanki doğum habercisi gibi geliyor insana. Bir de etraftakilerin söyledikleri ve hikayeleri; yok benimki 37. hafta geldi, benimki 36 da geldi, v.b. Kimsenin hikayesine kulak asmadım ama bavulumu ve kendimi hazırlamayı ihmal etmedim tabi... 36. haftadan sonra  hangi hastanede doğum yapacağımı ve sezeryan mı yoksa normal doğum mu yapacağımı ciddi şekilde düşünmeye başladım ve de bu haftanın sonunda doktoruma kararımı söyledim...

18 Aralık 2014 Perşembe

PRENSES İÇİN HAZIRLIKLAR...

     Bir kız bebeğimizin geldiğini öğrendikten sonra hazırlıklarımıza yavaş yavaş başladık. Aslında tam olarak eşyalarını almaya 6. aydan sonra başladık. Ama ilk olarak 5. ayda bebek arabamızı aldık (o haftasonu indirim olduğu için kaçırmayalım dedik:))