Sonunda beklenen gün gelmişti:) Tam 40 hafta sabırla ve itinayla geçtikten sonra bir güz sabahı bebişimize kavuşmak için hastane yollarına düştük. Cihangir Bey sabah saatlerinde sezeryan tercih ettiği için sabahın 4'ünde kalkıp 5'inde yola çıktık. Evimiz HRS'ye uzak olduğu için biraz erken çıkmak zorunda kaldık. Saat tam 6'da hastanede olun demişti doktor. Bir gece öncesinde ne eşim ne de annemler uyuyabilmişler. İlginçtir ki ben mışıl mışıl uyudum. Sadece biraz geç yattım; son hazırlıklar biraz uzun sürdü. Bebeğimin güncesini doldurup doğum öncesi düşüncelerimi yazdım. Bavulları son kez kontrol ettim. Eve yatılı gelecek olan misafirler için son hazırlıkları kontrol ettim. En son ılık bir duş alıp, saçımı yapıp yattım. (Bu arada ojelerimi çıkardım- sezeryanda oje olmaması gerekiyor). Sabah kalktım, hazırlandıktan ve hafif bir makyaj yaptıkan sonra bebişin beşiğinin yanında hamile olarak son kez resim çektirdim:) ve eve bebişimle girmek üzere yola çıktık...
Sabahın beşinde tabi yollar bomboştu. Hastaneye girdik, kayıt işlemlerimizi yaptırdık. Odaya çıktığımızda hemşireler hemen hazırlıklara başladılar. Önce ameliyat önlüğü giydirdiler ve sonra NST'ye bağladılar. Bebişim ilginç bir şekilde deli gibi hareket ediyordu. Sanki hissetmişti bize kavuşacağını. Nerdeyse dışarı çıkacak gibiydi:) Yine ilginç olarak benim dışımda herkes heyecanlıydı. Ben gayet sakin bir şekilde etrafımı izliyor ve doktorumu bekliyordum. Doktorumuz tam 6'da geldi, gerekli talimatları verdi. Beni sakinleştirmeye çalıştı ve sonra eşimle çıktılar. Eşim de ameliyata gireceği için onu hazırlamaya götürdü. O benden on kat daha heyecanlıydı:)) Sonra anestezi uzmanımız geldi. Çok şeker bir bayandı. Konuşması ve hareketleriyle insan daha da bir sakinleşiyor resmen. Sonra bana epidural vermek için ameliyathaneye götürdüler. Epidural hakkında bilgileri zaten seminerde öğrenmiştim, doğum günü de anestezi uzmanı tekrar anlattı. Hiç bir şekilde acımayacağını, sadece ufak bir sinek ısırığı gibi bir şey hissedeceğimi söyledi. Gerçekten de aşağıda bir yandan benimle konuşurken bir yandan da iğnemi yapmış- hiç bir şey hissetmedim. Hatta bitti mi diye sordum ve birden ayaklarım uyuşmaya başladı:)) Demek hemen etkili oluyormuş. Beni masaya yatırdılar ve önümü göremeyeceğim kadar bir sürü kumaş çektiler. Doktorumun ve eşimin de gelmesiyle artık yavaş yavaş işlem başlıyordu:) Doktor karnıma bir şeyler değdirip ne hissettiğimi sordu; sanki bir şeyle karnıma vuruyor gibi hissettiğimi söyledim, meğersem iğne batırıyormuş- hiç bir acı hissettmedim. Ameliyat başladığında karnımda bir şeyler yapıldığı hissi geliyordu ancak acıyla hiç bir alakası yoktu- gayet rahat bir ameliyattı yani.. Sadece bebişimiz biraz zor çıktı:) Doktor bir yandan konuşup bizi sakinleştirmeye çalışıp bir yandan da ameliyata devam ediyordu. Doğuma girdikten bir beş dakika sonra bebişimizi çıkardı doktor- biraz iri bir bebekmiş o yüzden zor çıktı dedi. Yukarıdan bastırmak zorunda kaldılar epey. Ama o an inanılmazdı. İnsan hemen bebeğin her yeri sağlam ve sağlıklı mı diye bakıyor. Tombiş bir kız bebeğimiz olmuştu artık:) İnsan dokuz ay içinde olup da hiç görmediği birini karşısında birden görünce bir garip hissediyor. İnanılmaz büyülü bir andı bebeşimizi karşımızda görmemiz. Çocuk doktoru hemen alıp gerekli kontrolleri yaptı, kilosuna boyuna baktı ve sonra sarıp yanımıza getirdiler. O kadar ortalığı ayağa kaldıran bebek birden sustu:) Tek gözünü açıp etrafına bakmaya çalışıyordu bir yandan da:) Bir on dakika öncesinde içimde olan bebeğin tenini yanağımda hissetmek sanırım hayatın bize vermiş olduğu en güzel mucizelerden birisi...O an hiç bitmesin istedim... Uzun süredir merakla beklediğimiz, içimde büyüttüğüm heyecanım, sevgim artık yanımdaydı- artık sevgim ikiye katlanmıştı... hayatımın en vazgeçilmez parçaları orada yanımdaydı- eşim ve bebişim...
Çocuk doktoru bebeği diğer kontroller yapmak için aldı ve eşimle beraber çıktılar. Ben de bir yarım saat sonra ameliyattan çıktım. Odaya gittiğimde bebeğimi orada bulacağımı düşünürken, annemler daha gelmediğini söylediler. Meğerse kontrol amaçlı oksijen odasına almışlar. Doktor nefes alışında düzensizlik tespit ettiği için bir süreliğine oksijen verilsin demiş. Ben de bebişimiz gelene kadar odada dinlenmeye başladım. Ama bir yandan da merak ediyordum. Normalde doğumdan hemen sonra emmesi gerekirken, yoğun bakıma götürdükleri için mama vermiş olmaları gerekiyordu (öyle de olmuş- bazı hastanelerde anneyi bebeğin yanına götürüp emmesini sağlıyorlarmış- ne kadar doğru bilmiyorum) Ama doğar doğmaz mama ile tanışması hiç de iyi olmadı, çünkü emmek zaten emek isteyen bir şey, bebek hemen kolay yolunu görüp mama ile tanışmıştı.Bu hastane ile ilgili ilk negatif görüşüm oldu. Yarım saatliğine aldıkları bebeğimi üç saat sonra getirdiler-ki sürekli ciddi bir şey yok dediler. Panik yapmayalım diye saklamış olduklarını düşünürsek yeterli bilgilendirilmemiş oluyoruz. Eğer gerçekten de bebeğimizi kontrol amaçlı aldılarsa neden üç saat anneden ayırıyorsun ve iki defa mama veriyorsun? Tüm bunları düşünürken bebeşimiz nihayet geldi ve emme derdi başladı. Öncelikle hastanede emzirme hemşiresi yoktu- ya da varsa da bizim yanımıza gelmedi. Diğer hemşireler emzirme konusunda pek de deneyimli değillerdi, her gelen farklı bir şekilde tutmamızı öneriyordu. Hatta uğraşmak istemeyip ememiyor, mama verelim hemen diye ısrar eden çok hemşire vardı. Halbuki sütüm geliyordu, ama bebişim tutamıyordu. Kaldığımız iki gece boyunca epey bir sıkıntı yaşadık emme konusunda. Tabi bir de sarılık olma riski var. Bebeğin sürekli mışıl mışıl uyuması da diğer bir sorun tabi ki. Tüm gece bebeği uyandırıp emmesini sağlamaya çalıştık. Bebeşimiz bir türlü uyanmıyordu. Hatta gece hemşirelerinden biri suratına su çarptı (o sırada bir şey diyemedim ilk ama sonradan epey bir sinir oldum. Bebeği uyandırmak için adeta bir kedi yavrusu gibi tutup epey bir sarstı). Bebek tüm bunlara rağmen uyanmadı... Neyse o gece de mama verdiler. Gelen doktorlara uyanmadığını söylediğimde sanki inadına yapar gibi bebişimiz o sırada uyanıyordu. Neyse, iki gece böyle ha emdi, ha emmedi diye geçti. İki saatte bir emzirmeye çalışıyordum. Ameliyat ağrılarıma gelince...İlk gece omzumdan bir ağrı girdi ve resmen sağ tarafım tutuldu, ne hareket edebildim ne nefes alabildim. Çok fena bir ağrıydı. Doktor epiduralin etkisi dedi (ama herkeste olmazmış). Bir iğne yaptılar, bir saat sonra kendime geldim.İlk gecenin dışında bir daha öyle ağrım olmadı.
Hastaneden memnun kalmamın diğer nedeni ise çocuk doktorlarıydı. Cihangir bey bize bebeği hastanede hatta ilk zamanlarda kimsenin öpmemesini tembih etmişti (hastane mikrobu olduğu için), ama ilginçtir ki bebeğimizin ilk kontrolünde odaya gelen çocuk doktoru bebeğimizi şapur şupur öptü. Biz bebeğe daha kıyamazken doktorun böyle bir şey yapması bana düşüncesizlik olarak geldi. Ayrıca hemşirelerin çoğu da bebeği öptü iki gece boyunca. Hemşilerin bir kısmı inanılmaz sigara kokuyordu ve bebeği öpmeleri ayrıca bir sorundu bunun yanında. Bir hemşirenin dediği diğerini tutmuyordu. Hemşirenin teki yan yatırın, arkasına bir şey koyun dedi, doktor geldi, bu ne böyle dedi. Arkasına asla bir şey koymayın dedi. Bunun dışında çocuk doktoruna emmiyor, sorun çekiyorum diyorum, doktor 'dolma bu dolma, ne sorunu' diyor. O sıra pek anlayamadık ama ilk kontrollerinde bebeğin dil altı bağının olduğunu görseydi doktor belki de bu kadar emme problemi yaşamayacaktık. Meğer bebeğimizin dil altı ve dudak bağı varmış. Bunlar çoğu hastanede doğar doğmaz yapılması gereken kontroller arasında iken bizde damağına bile bakılmadı. Yani, herkes doğum doktoru ve hastanesi ile ilgili farklı görüşlere sahip olabiliyor; biri memnun kalırken, bir diğeri memnun kalmayabiliyor. Sanırım ben bir daha doğum yapsam bu hastanede doğurmazdım diye düşünüyorum...
Çocuk doktoru bebeği diğer kontroller yapmak için aldı ve eşimle beraber çıktılar. Ben de bir yarım saat sonra ameliyattan çıktım. Odaya gittiğimde bebeğimi orada bulacağımı düşünürken, annemler daha gelmediğini söylediler. Meğerse kontrol amaçlı oksijen odasına almışlar. Doktor nefes alışında düzensizlik tespit ettiği için bir süreliğine oksijen verilsin demiş. Ben de bebişimiz gelene kadar odada dinlenmeye başladım. Ama bir yandan da merak ediyordum. Normalde doğumdan hemen sonra emmesi gerekirken, yoğun bakıma götürdükleri için mama vermiş olmaları gerekiyordu (öyle de olmuş- bazı hastanelerde anneyi bebeğin yanına götürüp emmesini sağlıyorlarmış- ne kadar doğru bilmiyorum) Ama doğar doğmaz mama ile tanışması hiç de iyi olmadı, çünkü emmek zaten emek isteyen bir şey, bebek hemen kolay yolunu görüp mama ile tanışmıştı.Bu hastane ile ilgili ilk negatif görüşüm oldu. Yarım saatliğine aldıkları bebeğimi üç saat sonra getirdiler-ki sürekli ciddi bir şey yok dediler. Panik yapmayalım diye saklamış olduklarını düşünürsek yeterli bilgilendirilmemiş oluyoruz. Eğer gerçekten de bebeğimizi kontrol amaçlı aldılarsa neden üç saat anneden ayırıyorsun ve iki defa mama veriyorsun? Tüm bunları düşünürken bebeşimiz nihayet geldi ve emme derdi başladı. Öncelikle hastanede emzirme hemşiresi yoktu- ya da varsa da bizim yanımıza gelmedi. Diğer hemşireler emzirme konusunda pek de deneyimli değillerdi, her gelen farklı bir şekilde tutmamızı öneriyordu. Hatta uğraşmak istemeyip ememiyor, mama verelim hemen diye ısrar eden çok hemşire vardı. Halbuki sütüm geliyordu, ama bebişim tutamıyordu. Kaldığımız iki gece boyunca epey bir sıkıntı yaşadık emme konusunda. Tabi bir de sarılık olma riski var. Bebeğin sürekli mışıl mışıl uyuması da diğer bir sorun tabi ki. Tüm gece bebeği uyandırıp emmesini sağlamaya çalıştık. Bebeşimiz bir türlü uyanmıyordu. Hatta gece hemşirelerinden biri suratına su çarptı (o sırada bir şey diyemedim ilk ama sonradan epey bir sinir oldum. Bebeği uyandırmak için adeta bir kedi yavrusu gibi tutup epey bir sarstı). Bebek tüm bunlara rağmen uyanmadı... Neyse o gece de mama verdiler. Gelen doktorlara uyanmadığını söylediğimde sanki inadına yapar gibi bebişimiz o sırada uyanıyordu. Neyse, iki gece böyle ha emdi, ha emmedi diye geçti. İki saatte bir emzirmeye çalışıyordum. Ameliyat ağrılarıma gelince...İlk gece omzumdan bir ağrı girdi ve resmen sağ tarafım tutuldu, ne hareket edebildim ne nefes alabildim. Çok fena bir ağrıydı. Doktor epiduralin etkisi dedi (ama herkeste olmazmış). Bir iğne yaptılar, bir saat sonra kendime geldim.İlk gecenin dışında bir daha öyle ağrım olmadı.
Hastaneden memnun kalmamın diğer nedeni ise çocuk doktorlarıydı. Cihangir bey bize bebeği hastanede hatta ilk zamanlarda kimsenin öpmemesini tembih etmişti (hastane mikrobu olduğu için), ama ilginçtir ki bebeğimizin ilk kontrolünde odaya gelen çocuk doktoru bebeğimizi şapur şupur öptü. Biz bebeğe daha kıyamazken doktorun böyle bir şey yapması bana düşüncesizlik olarak geldi. Ayrıca hemşirelerin çoğu da bebeği öptü iki gece boyunca. Hemşilerin bir kısmı inanılmaz sigara kokuyordu ve bebeği öpmeleri ayrıca bir sorundu bunun yanında. Bir hemşirenin dediği diğerini tutmuyordu. Hemşirenin teki yan yatırın, arkasına bir şey koyun dedi, doktor geldi, bu ne böyle dedi. Arkasına asla bir şey koymayın dedi. Bunun dışında çocuk doktoruna emmiyor, sorun çekiyorum diyorum, doktor 'dolma bu dolma, ne sorunu' diyor. O sıra pek anlayamadık ama ilk kontrollerinde bebeğin dil altı bağının olduğunu görseydi doktor belki de bu kadar emme problemi yaşamayacaktık. Meğer bebeğimizin dil altı ve dudak bağı varmış. Bunlar çoğu hastanede doğar doğmaz yapılması gereken kontroller arasında iken bizde damağına bile bakılmadı. Yani, herkes doğum doktoru ve hastanesi ile ilgili farklı görüşlere sahip olabiliyor; biri memnun kalırken, bir diğeri memnun kalmayabiliyor. Sanırım ben bir daha doğum yapsam bu hastanede doğurmazdım diye düşünüyorum...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder